 |
 |
|
Ekleyen abcde. tarih 2008/9/24 23:36:44 (Okunma 6)
AB istatistik kurumu Eurostat, Avrupa kentlerinin en kurak 10 kentinden 6'sının Türkiye'de olduğunu açıkladı.
Avrupa kentlerindeki yaşam kalitesini incelerken kentleri iklim yönünden de ele alan Eurostat, en az yağmur alan 10 kent arasında İzmir, Manisa, Adana, Antalya, Konya ve Gaziantep'i sıraladı.
Portekiz'in Faro kenti sıralamada en kurak kent olarak ortaya çıkarken, Faro'yu sırasıyla İzmir, Portekiz'in Setubal, Yunanistan'ın başkenti Atina, Manisa, Adana, Antalya, Lefkoşa, Konya ve Gaziantep takip etti.
En çok yağmur alan 10 kent sıralamasında İngiliz ve İrlanda kentleri ilk onda çoğunlukta yer aldı, ancak ilk iki sırayı Alman kentleri Halle a. d. Saale ve Köln öne çıktı. |
|
 |
|
Ekleyen eiao. tarih 2008/8/4 20:57:31 (Okunma 27)

Prof. Dr. Erdin'e göre küresel ısınmayla orman yangınlarının artacağı kesin. Koruma yolları belli: Halkla birlikte karar almak, yangına, kuraklığa dayanıklı ağaç dikmek, orman bütünlüğünü sağlamak, bütünleşik küresel ısınma politikaları.
"Orman yangınları arttı mı, azaldı mı diye sorup durmak işimize yaramıyor. Sayıları karşılaştırıp boşuna zaman kaybediyoruz. Küresel ısınma karşısında bu kadar zamanımız yok. Orman yangınlarının artacağı kesin."
İstanbul Üniversitesi Orman Fakültesi Öğretim Üyesi ve Orman Mühendisleri Odası'nın eski başkanı Prof. Dr. Kadir Erdin böyle söylüyor. Erdin'e göre, küresel ısınmadan en çok etkilenecek olan Akdeniz, Ege, Marmara'nın güneyi ve Ankara'yı da içine alan bölge kuraklık ve orman yangınları riskiyle en çok karşı karşıya olan bölge. Ayrıca, orman kaybı küresel ısınmanın da artmasına neden olarak olumsuz bir döngü oluşturuyor. |
|
 |
|
Ekleyen eiao. tarih 2008/7/28 19:03:48 (Okunma 89)

Nükleer karşıtları 7-8-9 Ağustos 2008 tarihinde Mersin Akkuyu’da bir araya gelerek bir kez daha nükleer santral yapımının insan ve çevre sağlığı için oluşturduğu tehlikeyi vurgulayacak.
Eylemciler, Türkiye’de yapılacak nükleer santral ihalesi öncesinde tüm çevrecilerin bir araya gelmesinin önemini vurgulayarak, “Dünyanın vazgeçmiş olduğu kirli, yatırımı ve ürettiği enerji maliyeti pahalı, tümüyle dışa bağımlı ve siyasal tercihlere dayalı nükleer santrale karşı durmak için tüm siyasi partileri, sendikaları, meslek odalarını, sivil toplum kuruluşlarını ve yurttaşlarımızı eyleme davet ediyoruz” dedi.
yakıt kaynaklarının sınırlı olduğunu ifade eden eylemciler, şu açıklamada bulundu:
“Türkiye’nin hiç ihtiyacı olmayan nükleer santral teknoloji dayatmalarına, ülkemizin ‘nükleer çöplük’ olmasına ve nükleer silahlanmaya çocuklarımızın geleceği için karşı çıkmak zorundayız. Bizler dünyada işsiz kalan ‘nükleer lobilerin’ kar hırsları yüzünden, geleceklerimizin karartılmasına, bilimsel bir dayanağı olmayan nükleer santrallerin kurulmasına izin veremeyiz. Elektrik enerjisi üretiminin ülkemizde bol, yeterli, ucuz, yerli ve temiz olarak bulunan güneş, rüzgar ve su gibi yenilenebilir enerji kaynaklarından yapılmasını yaşam hakkının korunması için istiyoruz.” |
|
 |
|
Ekleyen eiao. tarih 2008/7/4 22:50:40 (Okunma 110)

Yaz etkinliklerinin başlaması ile birlikte son günlerde havai fişek gösterileri de arttı. Havai fişeklerin en yoğun olarak atıldığı ortam ise İstanbul Boğazı. Gecenin karanlığını delen rengarenk ışıkların yarattığı görsel şölen bir yandan aşırı maliyetli bir tüketim ve israf yaratırken diğer yandan da İstanbul Boğazı’nı kendilerine yaşam alanı olarak seçmiş canlıları da yok ediyor.
Son günlerde yoğunlaşan havai fişek atımının en büyük mağdurları Martılar. Martıların havai fişeklerden gördüğü zarar nerede ise katliam boyutlarına vardı.
İstanbul, Beşiktaş’ta Yıldız Parkı’nın girişinde kurulu bulunan “Çevre ve Sokak Hayvanları Derneği” her gün yüzlerce yaralı Martı topluyor. Dernek başkanı Fatma Balkanlı’nın ifade ettiğine göre; gerek dernek üyeleri, gerekse de duyarlı yurttaşlar İstanbul Boğazı çevresinden topladıkları yaralı Martıları derneğe getiriyor. Dernek de bünyasinde görev yapan veteriner hekimler ve gönüllülerin yardımı ile Martıların tedavisini yapıp, yeniden doğaya salıyor. |
|
 |
|
Ekleyen eiao. tarih 2008/7/2 23:03:57 (Okunma 34)
Suyuma Dokunma!
2009 yılının Mart ayında Türkiye önemli bir toplantıya ev sahipliği yapıyor. 5. Dünya Su Forumu, İstanbul’da dünya su politikalarını tartışmak üzere biraraya gelecek. Devlet yönetimlerinin ve özel şirketlerin domine ettiği forumda bugüne kadar ‘su’ sorununu yaratanlar konunun ‘çözümlerini’ arayacak. Sosyal hareketlerin dışlandığı bu kapalı ‘forum’un önemli gündemlerinden biri, Türkiye’deki su kaynaklarının ve baraj vb. yatırımların özelleştirme sürecine açılması olacak.
Bizler inanıyoruz ki, su dünyadaki bütün insanların ortak kamusal mülkiyetidir. Kim olursa olsun suyu özel mülkiyet olarak görüp kullanamaz. Su tüm ekosistemlerin vazgeçilmez kaynağı ve temel ihtiyacıdır.
Suyun vazgeçilmez özelliğinden dolayı tüm insan toplulukları ve her insan suya – özelde içme suyuna – yeterli nitelik ve nicelikte erişim hakkına sahip olmalıdır. Toplumun refahı su olmadan çoğalamaz, su başka bir kaynakla ölçülemez, kar amacıyla değişilemezdir.
Suyun toplumlar, insanlar, cinsiyetler ve ülkeler arası dayanışmanın gelişmesine katkıda bulunması gerekir.
Su kaynakları dünya ve bölgeler düzeyinde ile insanların gelirleri eşitsiz şekilde dağılmıştır. Ancak bu, suya erişimin insanlar, topluluklar ve bölgeler arasında böyle olması/kalması gerektiği anlamına gelmez.
Çoğu hükümet su kaynaklarını ekonomik gelir olanağı olarak yoğun bir şekilde kullanıyor. Bunu yaparken genelde ekonomik karı temel alarak yapıyor, bu da çok sayıda olumsuzluğa neden oluyor.
Su kaynakların yönetimi ve kullanımı, en az ekonomik ihtiyaçlar kadar, toplumsal eşitlik ile ekolojik/çevresel ihiyaçları gözeterek uzun vadeli (sürdürebilir) şekilde planlanıp uygulanmalı. Bu gerçekten hareketle, su öyle kullanılıp korunmalı ki gelecek kuşaklar da suyu aynı şekilde ve özgürlükte kullanabilsin.
Kullanılırlık ve sorumluluk temeline bağlı olarak suyun finansal sorumluluğu hem bireysel hem de kamusal olmalı. Suyun her insanın ve her insan toplulumunun temel ihtiyacını karşılayacak şekilde sağlanması bir toplumsal anlaşma olarak ele alınmalı. |
|
|
 |